Türkiyenin sosyal güvenlik sisteminde köklü değisiklikler getiren, işçi-memur-esnaf  sigortalısı ayrımını ortadan kaldıran ve birçok haklarda standart ve eşitlik getiren Yeni sosyal güvenlik yasası, ( 5510 sayılı Sosyal sigortalar ve genel saglık sigortası kanunu )  cumhurbaskanının başvurusu üzerine, anayasa mahkemesinin  15.12.2006 tarih ve  2006/112 sayılı kararıyla, birçok maddesi  iptal edildi.

04.03.2006 tarih ve 26098 sayılı resmi gazetede yayımlanarak,1.4.2006 tarihinde yürürlüğe giren 5458 sayılı yasayla sosyal güvenlik kurumlarının prim alacakları yeniden yapılandırılmış olup, prim borcu olanlara 31.6.2006 tarihine kadar başvurmak şartıyla son bir fırsat verilmiştir.

Yıl 1989, Ankara'da SSK Genel Müdürlüğü'nde çalışıyordum. Danışmadan “ziyeretçin var, gönderiyoruz” dediler. Kucağında bebeğiyle genç bir Anadolu kadını geldi. Çok heyecanlıydı: “Abi kocam inşaatta çalışıyordu, inşaattan düştü ve öldü “ dedi ve başladı ağlamaya, gözyaşlarını tutamadan anlatmaya devam ediyordu:

Sosyal güvence, gelecekten emin olmak demektir.. Sosyal Güvenlik Sistemi ise çeşitli sosyal risklerde insanın ihtiyaçlarını karşılayan bir sistemdir. Ülkelerin kalkınmışlık ve refah düzeyinin tesbitinde baz alınan kriterler, giderek değişkenliğe uğramaktadır. İstatistiki olarak doğru, fakat sosyal olarak gerçekçi olmayan “Kişi Başına Düşen Milli Gelir “ kriterlerinden ziyade, küreselleşen ve globalleşen dünyada artık sosyal güvenliğin kapsamına ve kalitesine bakılmaktadır.

Ticari şirketler, her yeni yılda bir önceki yılın bilançosunu çıkartırlar. Hizmet sektöründeki tüzel kurumlar ve devletler de yılın muhasebesini yaparlar. Peki ya insanlar?!

Bizlerin de geçen her yılın bir değerlendirmesini yapmamız, doğru ve yanlışlarımızı tesbit etmemiz, geçmişten dersler alarak geleceğe daha tecrübeli, daha profesyonel bir adım atmamız gerekmez mi?